Türk televizyon tarihinin en ikonik yapımlarından Aşk-ı Memnu‘da Adnan Ziyagil karakterine hayat veren usta oyuncu Selçuk Yöntem, dizinin final yapmasının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, başrol karakteri Bihter Ziyagil hakkında çarpıcı ve ezber bozan yorumlarda bulundu. Yöntem, geniş kitlelerce genellikle “kötü kadın” olarak algılanan Bihter’i, kendi bakış açısıyla “mağdur” olarak tanımladı ve bu yorumuyla dikkatleri üzerine çekti.
Selçuk Yöntem’in bu açıklamaları, hem dizinin sadık izleyicileri hem de sanat çevreleri arasında yeni bir tartışma başlattı. Yıllar sonra gelen bu farklı perspektif, karakterlerin derinliğini ve toplumsal algının nasıl değişebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yıllar Sonra Gelen Çarpıcı Yorum: “Bihter Mağdurdu”
Usta oyuncu Selçuk Yöntem, Aşk-ı Memnu‘nun unutulmaz karakteri Bihter Ziyagil hakkında yaptığı değerlendirmede, Bihter’in yaşadıklarının ardındaki temel motivasyonlara dikkat çekti. Yöntem, Bihter’in hikayesindeki “mağduriyet” kavramını şu sözlerle açıkladı: “Bihter’in mağduriyeti şuydu: Evlilik hayatına girmeden önce, ‘Ben kiminle evleniyorum?’ sorusunun cevabını veremeyecek kadar mağdurdu. Sonra gitti evlendi, daha sonra başka şeyler oldu… Ama o bir mağduriyetti bence, ilk başta.” Bu yorum, Bihter’in evlilik öncesi psikolojik durumuna ve içsel karmaşasına vurgu yaparak, onun seçimlerinin ardındaki çaresizliği işaret etti.
Yöntem, Bihter’i sadece hırslı veya hesapçı bir kadın olarak görmek yerine, onun genç yaşta üstlendiği sorumlulukların ve girdiği dünyanın karmaşıklığı karşısında yaşadığı şaşkınlığı ön plana çıkardı. Ünlü oyuncu, karakteri şu ifadelerle destekledi: “Bihter, çocuk aklıyla girdiği bir evlilikte, büyüklerin dünyasıyla karşılaşınca afallamış bir kadındı.” Bu bakış açısı, Bihter’in olgunlaşmamış bir ruh haliyle kendisini beklenmedik bir durumun içinde bulduğunu ve bu durumun onu yanlış kararlara ittiğini düşündürüyor.
Bihter’in Karakter Derinliği ve Toplumsal Algı
Selçuk Yöntem’in Bihter’i “mağdur” olarak konumlandırması, yıllardır karakter üzerine yapılan yorumları ve oluşan toplumsal algıyı derinden etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Genellikle hırsı, yasak aşkı ve nihayetindeki trajik sonuyla hatırlanan Bihter Ziyagil, Yöntem’in bu empatik yorumuyla daha katmanlı bir incelemeye davet ediyor.
Yöntem’in Adnan Ziyagil rolünde, Bihter’in eşi olarak karakteri yakından deneyimlemiş olması, onun yorumuna ayrı bir ağırlık katıyor. Bir oyuncunun, canlandırdığı karakterle doğrudan etkileşimde olan bir diğer karakteri bu denli farklı bir perspektiften ele alabilmesi, oyunculuk sanatının ve karakter analizinin ne kadar derin olabileceğinin bir göstergesi. Bu açıklama, izleyicilere, bir karakteri yargılamadan önce onun motivasyonlarını ve içinde bulunduğu koşulları anlamaya çalışma çağrısı niteliğinde.
Aşk-ı Memnu Efsanesi ve Mirası
2008-2010 yılları arasında yayınlanan Aşk-ı Memnu, Türkiye’de ve birçok Ortadoğu ülkesinde büyük bir fenomen haline geldi. Halit Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eserinden uyarlanan dizi, zengin oyuncu kadrosu, prodüksiyon kalitesi ve sürükleyici hikayesiyle izlenme rekorları kırmıştı. Dizi, bitişinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, özel bölümleri, tekrarları ve dijital platformlardaki varlığıyla popülaritesini korumaya devam ediyor.
Bihter Ziyagil, Behlül Haznedar ve Adnan Ziyagil gibi karakterler, Türk popüler kültürünün unutulmaz figürleri arasına girerek, her dönemde hakkında konuşulan, tartışılan ve analiz edilen ikonlar oldular. Selçuk Yöntem’in bu son yorumu da, dizinin ve karakterlerinin zamana meydan okuyan etkisini bir kez daha kanıtlıyor. Oyuncuların kendi canlandırdıkları karakterler dışındaki rollere getirdikleri bu tür yeni yorumlar, sanat eserlerinin yaşayan ve sürekli dönüşen anlamlar taşıdığını gösteriyor.
